Bulunduğunuz Sayfa: Yaşlılık Üzerine Yazılar

Kaideler İstisnayı Bozar

Türkiye'deki yaşlıların yüzde 30'nun sosyal güvenliği yok, 80 yaşı geçmişlerin yarıdan fazlası engelli . Demans hastalarının sayısı 500 bine ulaştı.

Türkiye'de yaşlı insanların yaşam koşulları, niçin arzu edildiği gibi değil de, herkesin şikayet ettiği halde düzeltemediği bir görünümde? Türkiyeli yaşlıların yaşam koşullarının çok iyi olduğunu zaten kimse iddia etmiyor, hatta normal olduğunu söyleyenler bile çok azdır. Herkes bunun bilincinde: Yaşlılık, Türkiye'de hastalık, fakirlik, bakıma muhtaçlıkla aynı anlama geliyor. Tabii ki istisnalar var ve bunlar sadece kuralı doğruluyor. Resmi kayıtlara göre yaşlıların yüzde 95'ten fazlası yoksul, yüzde 30'unun sosyal güvenliği yok, 80 yaşındakilerin yarıdan fazlası engelli (DİE, 2002). Demans hastalarının sayısı 500 bine ulaştı. Minimum 600 bin bakıma muhtaç yaşlı insan var (TUFAN, 2007).

Denilebilir ki bunlar Türkiye'nin zaten genel sorunu, sadece yaşlıların değil. Fakat bu, ne sadece Türkiye için geçerlidir ne de yaşlıların bu durumlarını kabullenmek için bir sebeptir. Bunların genel sorun olduğu kabul ediliyorsa, o zaman giderilmeleri için bir şeyler yapmak gerekir. Eğer sadece yaşlılıkla eşanlama geliyorlarsa, bu takdirde iddiamız doğrudur: Yaşlılık fakirliğe, hastalığa, engelliliğe ve bakıma muhtaçlığa eşittir.

Gerontolojinin perspektifinden bakıldığında, iki şey dikkat çekiyor. Birincisi bilimlerin toplam bilgisinin, yaşlıların durumunu düzeltmek için biraraya getirilmiyor oluşu (interdisipliner noksanlık). İkincisi de yaşlanma sürecinde ortaya çıkan sorunlara müdahaleyi sağlayacak gerontolojik bilgilerden faydalanılmaması (gerontolojik perspektif noksanlığı).

İnterdisipliner noksanlık, bilimsel bilgileri yaşlıların lehine olacak tarz ve biçimlerde birbiriyle bağlayamamak anlamına geliyor. Her ne kadar toplumumuzun eğitim seviyesi her gün biraz daha yükselse de, bilgiler birbirinden kopuk şekilde muallakta kalıyorlar. Bunu yapılamamış bir puzzle olarak düşünebiliriz. Puzzle'ın her bir parçası, toplam hakkında belli bir ölçüde enformasyon içerdiği halde, bu parçalar biraraya getirilmezlerse, "toplam enformasyon", yani resim, hiçbir zaman tamamlanmayacaktır.

Yaşlıların durumlarında düzelme yaratacak müdahalelerde bulunabilmek için yaşlıları teker teker algılamaya çalışmak yerine, onların sunduğu genel tabloyu, "toplamı" algılatacak şekilde bilgileri bir puzzle gibi birleştirebilmemiz gerekiyor. Toplam, daima parçalarından daha fazla bir şeydir. Dolayısıyla bilgilerin birleştirilmesinden elde edilebilecek katma değerler, şu anda kopuk şekilde duran bilgi parçacıklarının içerisinde gizlidir. Mesela işsizlik probleminin çözümüne katkı sağlayabilecektir.

Yaşlılığa duyarsızlık

Gerontolojik perspektif noksanlığı, yaşlanmaya yönelik genel bir duyarsızlık olarak tanımlanabilir. Buna her alanda rastlıyoruz. Mimarimiz, taşıtlarımız, sokaklarımız, kültürel etkinlik alanlarımız, sosyal politikalarımız ve burada sayamayacağım ama akla gelen her alanda, gerontolojik perspektif noksanlığını algılamak mümkün. Gerontolojik perspektife ihtiyaç olduğunu insan, yaşlılığın olumsuz yönleri ağır basmaya başlayınca daha iyi anlıyor. Bu kavrayış, bireylerin sosyoekonomik statüsünden bağımsızdır. Çünkü sosyoekonomik statüsü yüksek olan yaşlıların pek azı, yaşamının son dönemini ABD'de, Almanya'da veya gerontolojik perspektifi önemseyen ülkelerden birinde geçirmeye razı olacaktır. Herhalde son nefesini verirken, etrafında sevdiği insanları görmek, onlarla vedalaşmak, yaşlılara her türlü imkanın sunulduğu yabancı bir ülkede olmaktan daha büyük bir değer kazanacaktır.

Bu yüzden özellikle bu ufak kesime, yani sosyoekonomik gücü yüksek düzeydekilere, buradan seslenmek istiyorum. Çünkü ayakkabı boyayarak, işportacılık yaparak veya simit satarak ailesini geçindirmeye çalışan bir adamın, yaşlıların durumuna duyarlı olsa bile, elinde bunu değiştirebilecek iktidar gücü yoktur. Bu gücü elinde tutan kesimin, vakit çok geçmeden, bunu sadece bireysel konumunu daha iyi düzeye taşımak için değil, aynı zamanda bu gücü elde etmesine olanak tanımış olan bu toplum için de devreye sokması gerekir. Bunu şüphesiz yapanlar da var ama şimdiye kadar yaşlanmanın koşullarını değiştirmeye yönelik şekilde olanaklarını devreye sokanların sayısı, yine de çok az. Mesela mesleki alanlardaki tecrübelerini yaşlanma sürecinde olumlu değişimler yaratacak biçimde bilim alanına aktarmayı deneyebilirler.

Tabii bu söylemesi yapılmasından daha kolay olan bir şeydir. Diyelim ki bu öneriyi ciddiye alanlar oldu. Bu takdirde nasıl sorusuna cevap aramaya başlayacaklardır. Fakat çok fazla bir süre geçmesine gerek kalmadan göreceklerdir ki, tecrübelerini aktarabilecekleri bir alan yoktur, aksine birbirinden kopuk birçok alanlar vardır. Bu da tecrübelerin hangi alana aktarılmasından toplum için en büyük fayda sağlanabileceği sorusunun cevabını vermeyi gerektirecektir.

Bilimsel alanlardaki birbiriyle bağlantısı olmayan zenginlik, gerontolojik perspektif eksikliği yaratınca, yaşlanma ve yaşlılık sorunlarının çözümünde, bir fukaralığa dönüşüyor. Çünkü yaşlanma, ne genellikle kabul edildiği gibi sadece biyolojik, ne sadece psikolojik ne de sadece sosyolojik, kültürel, tarihsel veya felsefi bir olgudur. Yaşlanma, hepsini kapsayan bir bütündür.

Bu bütünün parçalarını biraraya getiren bir araç yoksa, boşuna kürek sallamaya da gerek yoktur. Nasıl ki bir otomobilin parçaları biraraya gelmeden, bir otomobilimizin olduğunu söyleyemezsek, bilgilerimizi yaşlanma olgusunun üstesinden gelebilecek şekilde biraraya getiren bir gerontolojik alanımız yoksa, iyi bir yaşlanma sürecini harekete geçirebileceğimizi umut etmeye de hiç gerek yoktur. Otomobil parçalarını biraraya getirdiğimizde, bunu bir otomobil sahibi olduğumuzu söylemek için yapmıyoruz. Otomobil, bizim için parçalarının toplamından daha fazla bir şeyler ifade ediyor. Yaşam standardı, zevk, özgürlük, kolaylık, rahatlık ve daha pek çok şey! Gerontolojik alana sahip olmak da böyle bir şeydir. Kopuk haldeki bilgi ve tecrübelerimizi biraraya getirmekten alacağımız zevk, duyacağımız ayrı bir haz muhakkak olacaktır.

Her kuralın istisnası olduğu halde, yaşlanmanın yoktur. Herkes, yoksul veya zengin, bilgili veya cahil, inançlı veya inançsız yaşlılığın olumsuz yönlerini tadacağı bir yaşam safhasına bir gün ulaşacaktır. Bu yüzden, vakit daha fazla geç olmadan, yaşamın kışına hazırlık için kolları sıvamak, ortak geleceğimiz olan yaşlılığı, bilinçli şekilde tasarlamayı sağlayacak gerontolojik bir alan yaratmak ve var olanları da desteklemek yerinde olacaktır.

Doç Dr. İsmail Tufan

Kaynak: Radikal Gazetesi 10.08.2008


Yaşlılık Üzerine Diğer Yazılar

Kaideler istisnayı bozar
İnanır mısınız, 75 yaşında ve hala okuyor!
Yaşlılığa Genel Bakış
Yaşlılıkla ilgili bazı yanlış yargılar
Mars'a gömülmek isteyen adam
Seksen yaşında mutluluk
Yaşlı bakımında püf noktalar
Türkiye yaşlılarının konseyi...
Yaşlı ve yalnız mısınız?
Biz işgücünden yararlanmıyoruz, AB yaşlıların katkısının peşinde
Sağlıklı bir yaşam için bunları sakın ihmal etmeyin
Çocuklar ve yaşlılar
Uzun yaşamak için yapamayacaklarımız
Üretken yaşlı beyinler
Yaşlanamamanın dayanılmaz ağırlığı

Tüm Yazılar


Bu site yaşlılara yönelik olarak kullanım kolaylığı sağlayacak şekilde tasarlanmıştır.  
Biz Kimiz | Yaşlılıkta Aktif Yaşam | Yaşlılığa Dair | Araştırmalar | Forum | Sağlıklı Yaşam
Bilgi Bankası | Bize Ulaşın | Site Haritası | Yasal Uyarı
 
Her hakkı saklıdır - 2007