 |
Yüksek Tansiyon Böbrekleri Tehdit Ediyor |
Uzm. Dr. Önder Akaya
Dâhiliye / İç Hastalıkları
Kan basıncı, yani tansiyon, damar içerisindeki kanın, akımı sırasında damar duvarlarına yaptığı basınçtır. Tansiyon; kalp tarafından pompalanan kan miktarı ve damarların bu akıma karşı oluşturduğu dirence bağlıdır. Kan basıncının, sürekli olarak 140/90 mm Hg veya daha yüksek olarak sebat etmesine hipertansiyon denir.
Hipertansiyon, günümüzde dünyadaki en önemli sağlık sorunlarından birisidir. Hipertansiyon, dünyada önlenebilir ölüm nedenleri içerisinde bir numaralı risk faktörüdür. Bu değerler yaş gruplarına ve cinsiyete göre düzeltildiğinde, Türkiye’de hipertansiyon sıklığının % 31,8 olduğu gözlenir. 75 yaş üstü grupta ise yaklaşık dört kişiden üçünde hipertansiyon bulunmaktadır.
Hipertansiyona Türk toplumunda kadınlarda (% 36,1) erkeklerden (% 27,5) daha yüksek oranda rastlanmaktadır. Ve yine bu sıkılık yaşla birlikte artmaktadır. Hipertansiyon baş ağrısı, baş dönmesi gibi birtakım yakınmalara yol açabildiği gibi, hiçbir şikâyete yol açmadan da ortaya çıkabilir. Hipertansiyon, herhangi bir şikâyete yol açmasa da uzun vadede felç, kalp hastalıkları ve kalp yetmezliği ile böbrek hastalıklarının en önemli sebeplerindendir ve yalnızca kan basıncı ölçümü ile teşhis edilir.
Ülkemizdeki yüksek tansiyonlu kişilerin yaklaşık yüzde altmışı bu hastalığının farkında değil. Bu da düzenli kan basıncı ölçümünün neden bu kadar önemli olduğunu gösterir. Farkına varıldığı takdirde kan basıncı yüksekliği sıklıkla kontrol edilebilir.
Beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler ve egzersiz sıklıkla kan basıncını düşürür. Bunun yanı sıra, doktor önerisi ile çeşitli tansiyon ilaçları kullanılarak da kan basıncı kontrol altına alınabilir. Tanı konmuş ve tedavi uygulanmakta olan hastalarınsa sadece %20’sinin kan basınçları kontrol altındadır. Kan basıncının kontrol altına alınması, kalp hastalıkları ve inme gibi serebrovaskuler hastalıklar nedeniyle olan ölümleri azaltmakta, böbrek yetmezliğinin ilerlemesini yavaşlatmakta ve insanların korkulu rüyası olan diyaliz gereksinimini ortadan kaldırmaktadır.
Dünya’da ve tabii ülkemizde de sayıları hızla artan diyaliz ve böbrek nakli hastalarının, primer hastalık nedenlerinin başında diyabet, daha sonra da hipertansiyon gelmektedir. Kronik böbrek yetmezliğinin önlenmesi bir bakıma hipertansiyonun kontrolü ile yakından ilgilidir. Böbrekler hipertansiyonun hem nedeni hem de kurbanıdır.
Hipertansiyon damarları etkileyen bir hastalık olduğu için kalp ve beyin gibi böbrekleri de hedef organ olarak seçmektedir. Buna biz hipertansif böbrek hastalığı diyoruz. Bunun nedeni böbreğin en küçük fonksiyon gören organcığı olan kılcal damarlardan oluşan glomerullerin (yumakçık) içindeki basıncın artışı ve bu dokunun fonksiyon kaybına neden olmasıdır; bundandır ki, bir süre sonra böbrekler büzüşmekte ve yetmezliğe gitmektedir. Bu nedenle böbrek rahatsızlığı olmayan bir tansiyon yüksekliği hastasında tedavi hedefi 140/90 mm Hg iken böbrek hastalığı var ise hedef daha düşük değer olan 130/85 olarak kabul edilmektedir.
Belirtilmesi gereken önemli bir nokta da şudur: Böbrek yetersizliği damar sertliği sürecini hızlandırmakta, kalp damar hastalıklarını ortaya çıkarmakta ve bir kısır döngüye girilip kan basıncı yüksekliği böbrek fonksiyonlarının kaybını daha da ilerletmektedir. Bu tehlikeli, yaşamı tehdit edici süreçte tetiği hipertansiyon çekmektedir.
Tuz ve Hipertansiyon ilişkisi: Yukarıda belirttiğimiz gibi böbreklerin tuz atma kapasitesini aşan boyutta diyette tuz alımı, ya da kronik böbrek hastalıkları ve ileri yaş nedenli böbrek kitlesinin azalmasıyla tuz atma kapasitesinde azlık hipertansiyonun başlıca nedenidir. Türk toplumu günde yaklaşık 20 grama yaklaşan tuz tüketimine sahiptir; bu durum olması gerekenin yaklaşık beş katıdır. Günümüz toplumunda hazır, hızlı-yemek yeme alışkanlığı, dışarıda yemek yeme zorunluluğu, konserve edilmiş, tuzda hazırlanmış yemeklerin sofralarımızda artışı hipertansiyonu olan kişi sayısını artırmıştır ve artırmaya da devam etmektedir. Hipertansiyon tedavisi olan bir hasta yemeklerde tuz kısıtlamasını sağlayamadığı takdirde ilaçlardan da yarar sağlayamayacak, hipertansiyonun tehlikeli yaşamsal sonuçlarına katlanmak zorunda kalacaktır. Aman dikkat!
Sağlığınız için, lütfen!