Bulunduğunuz Sayfa: Roportajlar> Turgut Özakman'la Ça...

Turgut Özakman'la Çanakkale Savaşı Üzerine...


Milli Mücadeleyi anlatan “Şu Çılgın Türkler” isimli kitabı uzun süre en çok satanlar listesinden inmeyen tarihçi – yazar Turgut Özakman Çanakkale Savaşı’nı tüm detaylarıyla ele alan “Diriliş: Çanakkale 1915” adlı kitabıyla da yine büyük ilgi gördü.

Şu Çılgın Türkler romanıyla Kurtuluş Savaşı’nın hem savaş hem Ankara’daki siyasi ve diplomatik mücadele hem İstanbul’un savaş karşısındaki duruşu hem de Türk halkının nasıl kurtuluş mücadelesinde yer aldığı dörtlemesiyle anlatan Turgut Özakman “üçleme” adını verdiği kitaplarının ikincisiyle de edebiyatımıza ve tarihimize olan büyük katkısını ustalıkla sürdürdü.

Özakman “Neden Çanakkale?” sorumuzu “Çanakkale, Kurtuluş Savaşı’nın ve Cumhuriyet’in ilanının önsözüdür” cümlesiyle yanıtlıyor. Bu cümlesinin anlamını özetlerken Çanakkale Savaşı’nın Türk halkının Mustafa Kemal’i önder kabul etmesini ve bu zaferle oluşan milli duyguların Kurtuluş Savaşı’nın ilk adımlarının oluşmasını sağladığını vurgulayan Özakman bu nedenle Çanakkale Savaşı iyi incelenmeden Kurtuluş Savaşı’ndaki büyük zaferin nasıl kazanıldığının anlaşılamayacağı inancında. Ona göre asıl mucize ve Atatürk’ün dehası Cumhuriyet’de kendisini gösteriyor.


Mucizenin kendisi Çanakkale

Özakman, Çanakkale Savaşı’nın önemini şöyle özetliyor: “Milli bilincin yaratılmasını, halkın aşağılık duygusunun giderek azalmasını, emperyalizmi yenebileceğimize olan inancın oluşmasını, Türk halkında oluşan özgüveni ve Atatürk’ü Çanakkale’ye borçluyuz. Çanakkale Savaşı’nın Türk halkına anlatıldığı gibi hurafe tarafı, mucize yanı yoktur. Mucizenin kendisi Çanakkale’dir. Düşünün, bir yıl önce Balkan Savaşı’nda iki dev ordumuz kepaze olmuş, İstanbul’a kaçmış. Bir bölümü Arnavutluk’a sığınmış. Bazı gemiler kurtarılsa da donanma darma duman olmuş. İşte bu halkın özellikle ruhen çöktüğü bu dönemden tam bir yıl sonra Çanakkale’de kazanılan zafer her şeyi değiştirebilmenin ilk büyük adımı oldu. Osmanlı I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıksa da Çanakkale’de kazanılan bu zafer büyük bir milli mücadelenin oluşmasını sağlayan büyük bir etki yarattı. Balkan Savaşı’nda Osmanlı ordularının darmadağın olması, dört yüz yıl önce alınan Balkanlar’ın beş günde büyük bir yenilgiyle elden çıkması ve Osmanlı’daki bu başarısızlıklar yıllardır yalnızca Osmanlı kimliğini kabul eden milli duyguları gelişmemiş Türk halkının yavaş yavaş uyanmasını sağladı. Bu dönemde Türk kimliği, Türk olmak ve milli duygular ön plana çıkmaya başladı. Sayısız dernekler kurulurken Türk edebiyatçıları milli duygular ağırlıklı romanlar yazmaya başladı. Türk halkında bir silkinme hareketi doğdu.

Türk kadını sahnede


Aslında Çanakkale Savaşı’yla ilk aşamada doğrudan bağlantısı olmayan ancak savaş döneminde artık büyük bir harekete dönüşen Türk kadınının devreye girişi de bu dönemi anlatırken önemli bir unsur. Bu sıralarda Türkiye’de yavaş yavaş kadın hareketi de başladı. İstanbul’da ilk kadın üniversitesi kuruldu. Kadınların öğretmen olma isteği üzerine kırk kişi için açılan öğretmenlik kontenjanına üç yüz elli kadın başvurdu. I. Dünya Savaşı’yla ilan edilen büyük seferberlik uzun yıllar savaşlarda yalnızca Osmanlı ordusuna oğullarını gönderen ama günlük hayatlarına devam eden Türk halkının karşısına ilk kez gerçeği çıkardı. Seferberlikle halkın elindeki yiyecek ve paraların alınmasıyla halk da yavaş yavaş milli duygularla Türk olma gerçeğiyle karşılaştı. İşte tam bu sırada Çanakkale Savaşı zaten ilk adımları atılmaya başlanan milli duyguların daha da büyümesine neden oldu. Çanakkale Savaşı’nda elde edilen zafer Türk halkının Balkan Savaşı’yla başlayan yenilgi psikolojisini değiştirdi.

Mustafa Kemal’in dehası

Özakman, Çanakkale Savaşı’nı anlatırken Osmanlı ordusundaki yenilenme hareketini de romanda geniş olarak anlatıyor. Enver Paşa’nın Balkan Savaşı’nda yaşanan büyük yenilgiden sonra birçok eski paşayı uzaklaştırarak gençleri orduda kumandan yapmasının Çanakkale zaferinin sağlanmasında çok büyük bir rol oynadığını anlatan Özakman, Mustafa Kemal’in de genç bir yarbayken 19. Tümen Komutanı olarak savaşta yer aldığını anımsatıyor. Çanakkale’de Mustafa Kemal’in ortaya çıkan dehası ve bir önderin doğduğunun altını çizen Özakman, “Eğer Mustafa Kemal Sofya’da geri görevdeyken Anafartalar’da başlayacak savaşa katılma konusunda çok ısrarlı olmasa, onlarca telgrafla Anafartalar’da görevlendirilme konusunda başvuruda bulunmasaydı 19. Tümen Kumandanı olamayacaktı. İşte o zaman İngilizler Arıburnu’na çıkarma yaptıklarında karşılarında Mustafa Kemal’in önderliğindeki tümeni bulamayacaklardı. O gece bir sezgi mi, bir tesadüf mü bilinmez Mustafa Kemal’in tümenini tatbikata çıkarmış olması bütün savaşın kaderini değiştirdi. Mustafa Kemal’in Arıburnu’ndaki zaferi ve askeri dehasının görülmesi Anafartalar Komutanı olarak atanmasını da sağladı. İşte tüm bunlar mucizedir,” dedi.

Tarihi belgeler konuşuyor

Özakman geniş bilgiler içeren kitabının önsözünü tarihi belgelere dayanan dipnotlarla başlattığını söylüyor. Roman ise gerçek kişiler ile Enver Paşa’nın 1915’te Rus donanmasına karşı donanmayı gönderme emrini vermesi, yani Osmanlı’nın I. Dünya Savaşı’na katılmasıyla başlıyor. Kitap hem I. Dünya Savaşı’nı hem de Çanakkale Savaşı’nı ayrıntılarıyla anlatıyor. Ancak savaşın cephe gerisi de kitapta yer alıyor. Yani İstanbul’da Türk kadınının peçeyi çıkarıp hemşire olarak resmen savaşın içine girmesi, Galatasaray Lisesi’nin kapatılarak hastane yapılmasıyla İstanbul kadınının hemşire olarak gönüllü biçimde çalışmaya başlaması Türk kadınlarının arka arkaya dilekçelerle orduda yer alma talepleri ve ilk oluşturulan kadın tümeni de romanda gerçek kişilerle bir hikâye olarak yer alıyor. Bu dönemde gazete ve kitaplarda oluşan milli bilinç ve halkın milli duygularının nasıl oluştuğu da ayrıntılarıyla okuyucuya aktarılıyor. Özakman romanını Çanakkale Savaşı’nın kazanıldığı günle tamamlıyor. Ancak dünya tarihini değiştirecek bu zafere bir ekleme daha yapılması gerektiğini belirtiyor. Atatürk’ün dehasını anlamak için dünya tarihini değiştiren üç olayın altının çizilmesi gerektiğini ifade eden Özakman şu cümlelerle sohbeti kapatıyor: “Mustafa Kemal İngilizlerin ya da müttefik kuvvetlerin karşısına tarih sahnesinde üç kez çıkar: Çanakkale’de, milli mücadelede ve Lozan’da. Ve bu dünya tarihinin akışını değiştirecektir…”


Esra Yener

 


Yaş aldıkça gençleşen bir usta: Cahit Berkay
Yaşa değil, aşka inanan bir usta: Tuncel Kurtiz
Sinema Bir Mucizedir... Memduh Ün bir efsane...
Aktör Oldum, Her şey Oldum...
Filmlerim Gibi Yaşadım...
İçimizden bir sanatçı, bir usta: Altan Erkekli
Modern Zamanlar Meddahı: Hasan Kaçan
O gün doğdu, Fenerbahçe'nin efsanesi oldu...
"Vah vah huzurevine düşmüş diyenler beni aramasın"
Tarık Dursun K. ile yazmak ve yaşamak üzerine bir söyleşi
Tarık Dursun K. ile yazmak ve yaşamak üzerine bir söyleşi
Koşarak hayatını değiştirdi
Yaşayan tarih ile söyleşi...


Bu site yaşlılara yönelik olarak kullanım kolaylığı sağlayacak şekilde tasarlanmıştır.  
Biz Kimiz | Yaşlılıkta Aktif Yaşam | Yaşlılığa Dair | Araştırmalar | Forum | Sağlıklı Yaşam
Bilgi Bankası | Bize Ulaşın | Site Haritası | Yasal Uyarı
 
Her hakkı saklıdır - 2007